Kayıtlar

Rızasız Lokma Yutulmaz: Din Tüccarlığı ve Özünden Kopan İnanç

Resim
  Geçtiğimiz günlerde, din hizmetlerinin maaşa bağlanması ve inancın bir " meslek" haline getirilmesi üzerine Alevi Bektaşi yazar Sayın RIZA ZELYUT 'un düşünceleri, dini kendi tekellerinde sanan bir kesim tarafından küfür ve tehditlerle karşılandı . İşin acı tarafı, "güzel ahlak" olması gereken bir inancı savunduğunu iddia edenlerin, hakaretten başka bir dil bilmemesidir. Bu Orta Çağ zihniyeti, gerçeğin aynasına bakmaktan her zaman korkmuştur. ​Bizim inancımızda , Hak-Muhammed-Ali yolunda şekilciliğe, riyaya ve din üzerinden makam, mevki, para elde etmeye yer yoktur . Gelin, bu "maaşlı dindarlık" meselesine ve dinin siyasallaşmasına hem Kuran ayetleri ışığında hem de Alevi-Bektaşi felsefesinin o tertemiz "rızalık" ilkesi üzerinden bakalım; ​1. İnanç Parayla Satılmaz: "Sizden Ücret İstemeyenlere Uyun" ​İslam'ın özünde, peygamberlerin tebliğ döneminde bugünkü gibi devletten maaş alan, cübbe ve sarığı bir üniforma gibi giyip bunu...

Sırr-ı Hakikat: Şah-ı Merdan’ın Devri ve Adalet Meşalesi

Resim
 Aşk ile hü diyelim... ​Ezelden ebede süregelen o büyük davanın, hakkın ve hakikatin yeryüzündeki nefesi olan Ceddimiz Şah-ı Merdan Ali, Ramazan’ın 19. günü bir seher vaktinde fani dünyanın karanlık pususuna düştü. Ancak bu pusu, ne bir son ne de bir yok oluştur; bu, "Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır" diyen o büyük nurun, kendi aslına, yani Hakk’la Hakk olma mertebesine kanat çırpışıdır. ​İhanetin Zehri, İmam’ın Sabrı ​Kûfe’de o uğursuz kılıç, ilmin kapısına ulaştığında sarsılan sadece bir beden değildi; adaletin sarsılmaz kalesiydi. İhanetin zehriyle bilenmiş o kılıç, Hz. Ali’yi dünyadan koparmaya çalışırken, o aslında her nefesinde  Ali'dir cesedin kendisi yuyan Yuyup kefeniyle tabuta koyan ALİ"DİR.. Devesin kendisi yeden.. HAK ile HAK olan Arslan ÂLİ `DİR.... (Şah Hatayı ) "Rabbim bana kâfidir" diyerek teslimiyetin en yüce makamını bizlere gösteriyordu.  Üç gün süren o ağır yaralılık hali, zahirde bir acı, batında ise bir don değiştirme hazırlığıydı. ​...

NİYAZ-PERŞEMBE

Resim
  Talip sual eyledi ki: Ey Zaman-ı Pir, zülm dünyayı kapladı. Garibanın, mazlumun gözü yaş ile doldu. Nedendir Hakk'tan bir yardım gelmez? PİR-İ ZAMAN CEVAP EYLEDİ: EDEB ERKAN      SÜKUTU LİSAN          MÜMİNE NİŞAN Hakk'a inanan, Muhammed-Ali'ye ve dahi soyu Ehl-i Beyt'e bağlı olana ümitsizlik yaraşmaz. Zalimin önünde Tek kişi de kalsa, İmam Hüseyin misali diz çökmez. Hakk'ın ipine sarılın, özünüzü dara çekin, eksikliği kusuru özünüzde arayın! Zülfikar Artık İlimdir:Ceddimiz Celal Abbas’ın Işığında Hakikat ve Bilim ​Aşk ile Canlar, ​Bugün etrafımıza baktığımızda, "Şurayı ezeriz, burayı düzeriz" diyerek hamaset yapan, içi boş nidalarla savaş çığırtkanlığı yapan bir cehalet denizi görüyoruz. Oysa Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin yüzyıllar öncesinden uyardığı o sarsılmaz gerçeği unutuyoruz: "İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır." ​İçinde bulunduğumuz çağda o karanlık, sadece manevi bir yoksulluk değil, aynı zamanda topla, tüfekle, füzeyle gele...

Şah Hatayi’den Elçibey’e: Celal Abbas Ocağı ve Safevi Ruhu

Resim
Tarih, sadece kitaplarda yazan bir kronoloji değil; ocaklarda pişen, meydanlarda ikrar verilen ve nesilden nesle aktarılan bir bilinçtir. Bu bilincin en saf hali, Anadolu’dan Azerbaycan’a uzanan Safevi Kızılbaş Türkmen ruhunda gizlidir. 1502 ARZİNCAN/ERZİNCAN (ERZİNCAN ŞAH İSMAİL SAFEVİ DEVLETİ VİLAYETİDİR) Kuruluşun Kalbi: Erzincan Tercan Kurultayı ​Pek çok tarihsel anlatı Safevileri uzak coğrafyalarda arasa da, devletin asıl mayası Anadolu’da çalınmıştır. 9 Eylül 1501 tarihinde Erzincan’ın Tercan ilçesi, Sarıkaya yaylası Höbek Dağı’nda gerçekleştirilen Büyük Türkmen Kurultayı, bir devletin değil, bir halkın uyanışının tescilidir. Dedelerimizin ve Pirlerimizin öncülüğünde, Alevi-Bektaşi ocaklarının bir araya gelmesiyle temelleri atılan bu devlet, özbeöz bir Türk devletidir. Alî’dir Şâh u Şehenşâh Menüm şâhum ‘Alîyyü’l-Murtazâdur Yüzüm dünyâ vü ‘ukbâda anadur ‘Alîni bilmeyen mel‘ûn münâfık Havâricdür iki gözi ‘amâdur Olardan özge kim vardur mana di Hudâdur Mustafâdur Murtazâdur ‘Alîdü...

En Kutsal Niyaz: Hakk'a Yürüyen Can İçin "İlim Lokması" Olarak Işık Yakmak

Resim
  Un ve Yağdan Değil, Işıktan Karılan Lokma... https://www.facebook.com/share/p/1M1gXTWmHp/ Alevi-Bektaşi inancında bir "Can" Hakk'a yürüdüğünde, geride kalanlar onun ruhunu şad etmek, devrinin daim olması için lokmalar döker, niyazlar dağıtırlar. Bu, yüzyıllardır süren, birliği ve paylaşmayı sağlayan kıymetli bir erkanımızdır. Geleneksel olarak bu lokma; pişirilen bir aş, paylaşılan bir ekmek veya dağıtılan helvadır. Ancak Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin; “Hararet nardadır, sacda değildir / Keramet baştadır, tacda değildir” dediği bu yolda, lokmanın da en makbulü şekilsel olanın ötesine geçendir. Bugün, Hakk'a yürüyen sevdiklerimizin ardından yapılabilecek en kalıcı ve en yüce hayır; bir gencin kalemine mürekkep, geleceğine umut olmaktır. Biz buna "İlim Lokması" diyoruz. Neden Yemek Değil de Burs? Karnı doyan bir kişi, birkaç saat sonra tekrar acıkır. Ancak zihni ve ruhu ilimle doyan bir genç, bir ömür boyu hem kendini hem de toplumu besler. Hakk'a yürüye...

PEYGAMBER' İN ÖMER'İ HUZURDAN KOVMASI

Resim
  Tarihin En Büyük Kırılma Anı: Peygamber'in Son İsteği ve "Perşembe Musibeti" Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden men ederse ondan geri durun, Onun Konuşması Vahiydir.” (Kur'an-Kerim Haşr Suresi Ayet: 7) İslam tarihi, zaferler ve fetihler kadar, derin hüzünler ve keskin yol ayrımlarıyla da doludur. Ancak hiçbiri, Hz. Muhammed’in (s.a.a.) vefatına günler kala, hasta yatağında yaşanan o " karanlık perşembe" günü kadar ümmetin kaderini etkilememiştir. Tarih kitaplarına " Kırtas Olayı" (Kâğıt-Kalem Hadisesi) veya " Reziyyetü Yevmi'l-Hamis" (Perşembe Musibeti) olarak geçen bu olay, sadece o odada bulunanlar arasında değil, asırlar boyu sürecek bir ayrılığın da başlangıcıydı. Peki, o gün Hane-i Saadet’te tam olarak ne yaşandı? Peygamber'imiz  Ömer bin Hattap'ı ve yakınlarını neden huzurdan kovmak zorunda kaldı? Veda Vakti ve Son İstek Hicretin 11. yılı, Sefer ayının sonlarıydı. Resulullah (s.a.a.) humma hastalığının pe...

Alevi Bektaşi'nin Kıblesi neresidir?

 ALEVİ BEKTAŞİ'NİN KIBLESİ NERESİDİR? https://youtu.be/g3We-IbckiU?si=if3_L_lctT7l3EAH TALİP SUAL EYLEDİ:  Ey Pir-i Zaman! Yedi Yezit adımızı kafire çıkarıp, sizler ki Ehli kıble değil birbirinize secde eylersiniz cümleniz kafir ehlisiniz der. Pir-i Zaman Cevap eyledi: Bugün bize Pir geldi.Gülleri teze geldi Önü sıra Kamber-i Aliyyel Mürteza geldi Ali bizim Şahımız. YÜZÜ  KIBLEGAHIMIZ Mihraçtaki Muhammed O,  bizim Padişahımız Ve HARABİ BABA DER Kİ; Surette rindu meyhur, Mestü harabız amma Sirette Hak ile Hak, Olmak nizamımızdır Duvara karşı secde etmek bize ne hacet Bizim namazımızda, Allah imamımızdır                                                  EDİP HARABİ Kıblemiz cemal’dir bizim. Bu sebeple cemal cemale ibadet etmekteyiz.. Hak İnsanda, insan Hak’ da Yunus Emre’nin buyurduğu gibi; Aşk imandır bize gönül selamet; Kıblemiz dost yüzü daimdi...

Yavuz sultan selim ve Osmanlı ın sünnileşmesi

Osmanlıyı 1299 yılında Oğuz Türklerinin Kayı Boyu kurmuştur. Osmanlı imparatorluğu; - 1299 da kurulmuş, 1579'a kadar 3 asır YÜKSELMİŞ.... - 1579 dan 1699 kadar,  1 Asır DURAKLAMIŞ. - 1699 dan 1919 kadar. GERİLEMİŞ VE YIKILMIŞTIR. Gerçekte iki farklı Osmanlı vardı; - Halifeliğe kadar olan Osmanlı... (1299-1517) Nam-ı diğer Türk İmparatorluğu - 1517 tarihinde Halifeliğin alınmasından sonraki Araplaşan Osmanlı İmparatorluğumuz… Ve Araplaştıkça daha çok batan koca Osmanlı İmparatorluğumuz…  Aslında Türkler için her şey güzel gidiyordu...  Ta ki Halifelik sevdasına düşülene kadar…  O günkü şartlarda halifeliği olmazsa olmaz gören Yavuz Sultan Selim ile akıl hocası Şeyh İdris-i Bitlis-i ve diğerleri Memlüklülerin elinden Abbasi halifeliğini almak için Mercidabık ve Ridaniye savaşlarını tertip ederler... Bu savaşların sonunda, kılıç zoruyla artık halifelik Türklerdedir. (1517)  Ama çok büyük bir sorun çıkar, çünkü Arap dünyası halifeliğin kendilerinden alınmasına şidde...

Zülfikar ın tarihçesi ( alıntı)

Resim
  Zülfikar'ın Tarihçesi Zülfikar,  Cebrail (as)'ın Uhud Savaşında Semadan İndirdiği Kılıçtır.[1]  Kılıcın arkasında insanın belkemiği gibi kısa ve uzun çıkıntılar bulunmaktaydı.[2]  Zülfikar’ın macerası İslam’ın ilk yıllarındaki savaşlardan birinden kaynaklanmaktadır. Uhud savaşı İslam’ın ilk dönemindeki en zor savaşlardan biridir. Bu tehlikeli savaşta herkesten daha çok fedakârlık yapan ve düşman tarafından Peygambere yapılan her saldırıyı püskürten Ali b. Ebi Talib idi. Ali (a.s) büyük bir kahramanlık ile savaşıyordu ve sonra kendisinin kılıcı kırıldı. Cebrail (as) Semadan İnerek Zülfikarı Peygamber (saa) Vererek İmam ali (as) Hediye Etmesini İstedi, Peygamber (saa) Zülfikar Kılıcını İmam Ali (as)'a Verdi. Sonra Peygamber (s.a.a) bir yerde sipere yattı ve İmam Ali (a.s) onu savunmaya devam etti. Böylece bazı tarihçilerin naklettiği üzere kendisinin baş, yüz ve bedenine atmıştan fazla darbe geldi. Bu esnada vahiy elçisi Peygambere ey Muhammed yardımlaşmanın manası i...

İttihat terakki Bektaşilik

 İttihat ve Terakki Cemiyeti’nde Bektaşi-Alevi Etkisi ve Siyasetçiler 1. Giriş İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC), II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte Osmanlı siyasetinde büyük rol oynamış, modernleşme, milliyetçilik ve merkeziyetçilik ilkeleriyle hareket eden bir yapılanmadır. Cemiyetin özellikle dinî reform ve laikleşme konularındaki tutumu, uzun yıllar dışlanmış olan Alevi-Bektaşi topluluklarında karşılık bulmuştur. 2. İttihatçılığın Laik-Modernist Zihniyeti ve Bektaşi Yakınlığı İttihatçılık, merkezî ulemaya ve Sünni mezhep otoritesine karşı modern ve laik bir siyasal vizyon inşa etmeye çalıştı. Bu vizyon, heterodoks İslam yorumlarına (Alevilik-Bektaşilik) daha yakın bir halk tabanı anlamına geliyordu.  Kaynak: Zürcher, Erik Jan. Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2004. Mardin, Şerif. Jön Türklerin Siyasi Fikirleri 1895-1908, İletişim Yayınları, 1994. 3. Bektaşi Kültürünün İçinden Gelen veya Temaslı Siyasetçiler 3.1 Talat Paşa Edirneli, Ru...

Eyyup EL ENSARİ/Bir Ehl-i Beyt Dostu

Resim
BİR EHL-İ BEYT DOSTU  Ebu Eyyup el-Ensari, Hz. Resulullah (s.a.a) vefat ettikten sonra 11 sahabe ile birlikte Hz. Ali’nin (a.s) hilafet ve vesayetini savunmuştur. Berki, Ahmed b. Muhammed, er-Rical, s. 63, 66. İbn-i Esir onu Hz. Ali’nin (a.s) özel ashabından saymaktadır. İbn-i Esir, Usdu’l-Ğabe, c. 5, s. 143. Ebu Eyyub el-Ensari, Osman öldürüldükten sonra Hz. Ali’ye (a.s) biat eden ilk kişilerden biri olmuş ve Ensar’ı da buna teşvik etmiştir. Yakubi, Tarih, c. 2, s. 178. İmam Ali’nin Zamanındaki Savaşlara Katılması Ebu Eyyub el-Ensari, Hz. Ali’nin (a.s) döneminde gerçekleşen tüm savaşlara katılmıştır İbn-i Abdu’l-Berr, el-İstiyab, c. 2, s. 425; İbn-i Esir, el-Kamil, c. 3, s. 459. Ancak İbn-i Sa’d yalnızca Nehrevan'a katılmadığını soylemiştir İbn-i Sa’d, et-Tabakatu’l-Kubra, c. 3, s. 484. Vakıdi ise, Sıffin savaşına katılmadığını zikretmişlerdir. İbn-i Habib, el-Muhayyer, s. 291. Ebu Eyyub’un şaşırtıcı kahramanlıklarını da kaydetmişlerdir İbn-i A’sam, c. 3, s. 48, ...

ALEVİ BEKTAŞİLİK İLE ŞİİLİK ARASINDAKİ AYIRIM

Resim
  Şiilik, Arapça “ŞİA” kökeninden gelir.. “Taraflar” anlamında kullanılan ŞİA kelimesi. Alevi-bektaşi teolojisinde. Hz. Ali ve Ehli-i Beyt taraftarlığını ifade etmektedir. Şiilik, ilk bakışta Alevilikle pek çok ortak noktaya sahip gibi görünmekle birlikte gerçekte bu durum tümüyle yüzeysel ve simgeseldir. Çünkü Şiilerin inandığı hz. Ali ile 12 İmam ile Alevilerin inandığı Hz. Ali ve 12 İmam aynı değildir. Aleviler, 5 vakit namaz kılan, 30 gün ramazan tutan, kadını ile erkeğini ibadette ayıran, kadını horlayan, çarşafa büründüren, Mutayı yani ücret karşılığı cinsel ilişkiyi savunan (Muta Nikahı) bir Ali’ye inanmazlar 1-Bu bağlamda, günümüzde Şiilerin inandığı Hz. Ali ile Alevi-Bektaşilerin inandığı Hz. Ali, aynı olmadığını faklı Ali’lere inandığımızı açık açık dile getirmek gerekir. Günümüzde Şiiler 5 vakit namaz kılan, 30 gün ramazan tutan. Kara çarşafı, şeriat kurallarını uygulayan bir Ali’ye inanmaktadır. Alevi-Bektaşi İnancında ise Hz. Ali, KIRKLAR İNANCIN’DA yerini bulan, k...